İçeriğe geç
Niğde Görüş

Görüşünü aç, yaşamın ve burçların izini sür

Şaşırtıcı Bilgiler

Neden Bazı İnsanlar Hızlı, Bazıları Yavaş Konuşur?

Konuşma hızı zekâyla değil; kelime bulma hızı, mizaç, alışkanlık, dil ve içinde bulunulan durumla ilgilidir. Bu farkın ardındaki nedenlere yakından bakıyoruz.

Onur Yalçınkaya 4 dk

Bazı insanlar cümlelerini adeta birbirine yapıştırarak konuşur; siz daha ilk düşünceyi işlerken onlar üçüncüsüne geçmiştir. Bazıları ise her kelimeyi tartarak, aralara boşluk bırakarak ilerler ve dinleyende "acaba ne söyleyecek" merakı bırakır. İkisi de tamamen normaldir ve konuşma hızı, sanıldığı gibi zekâyla ya da kendine güvenle doğrudan ilişkili değildir. Peki bu fark nereden geliyor? Cevap, bedenin fizyolojisinden büyüdüğümüz coğrafyaya, o anki ruh halimizden konunun tanıdıklığına kadar uzanan bir dizi etkenin toplamıdır.

Konuşma aslında son derece karmaşık bir iştir

Konuşmak dışarıdan bakıldığında kolay görünür ama insanın yaptığı en karmaşık motor işlerden biridir. Söyleyeceğiniz şeyi zihninizde kurar, uygun kelimeleri seçer, onları dilbilgisi kurallarına oturtur, sesleri sıraya dizer ve tüm bunları solunum, gırtlak, dil, dudak ve çene kaslarının kusursuz eşgüdümüyle üretirsiniz. Üstelik bunu, cümlenin devamını planlarken eş zamanlı yaparsınız. Konuşma hızı, bu üretim hattının hangi aşamasında ne kadar beklendiğine bağlı olarak değişir.

Kelime bulma hızı belirleyicidir

İnsanlar arasındaki en belirgin farklardan biri, aradıkları kelimeye ne kadar çabuk ulaştıklarıdır. Zihinde kelimeler bir sözlük gibi sıralı değil, anlam ve ses bağlantılarıyla örülü bir ağ olarak durur. Bu ağda gezinmenin hızı kişiden kişiye değişir. Kelime dağarcığı geniş olan biri daha çok seçeneğe sahiptir; bu bazen hızlandırır, bazen de en uygun kelimeyi seçmek için gereken kısa duraklamayı uzatır. Dilin ucuna gelen ama bir türlü çıkmayan kelime deneyimi, herkesin bildiği bu sürecin gözle görülür halidir.

Mizaç, kaygı ve alışkanlık

Genel tempo da işin içindedir. Hareketleri hızlı, sabırsız, düşünceden eyleme çabuk geçen bir mizaca sahip insanlar genellikle hızlı konuşur. Daha temkinli, önce tartıp sonra harekete geçen kişiler konuşurken de aynı ritmi taşır. Heyecan, kaygı ve zaman baskısı hemen herkeste konuşmayı hızlandırır; kalp atışının artmasıyla birlikte kelimeler de sıkışır. Tersine yorgunluk, üzüntü ya da dikkat dağınıklığı hızı düşürür. Bir kişinin normalde nasıl konuştuğunu bilmeden hızını yorumlamak bu yüzden yanıltıcıdır.

Alışkanlık da güçlü bir etkendir. Kalabalık ve hızlı konuşulan bir ailede büyüyen biri, sözünün kesilmemesi için hızlı konuşmayı öğrenir. Sürekli sunum yapan, ders anlatan ya da telefonda çalışan kişiler zamanla daha dengeli bir tempo geliştirir. Yani konuşma hızı doğuştan sabitlenmiş bir özellik değil, büyük ölçüde öğrenilmiş bir davranıştır.

Dil ve coğrafya farkı

Diller de kendi içinde farklı hızlarda akar. Bazı dillerde heceler kısa ve basittir, bu yüzden saniyede daha çok hece söylenir; bazılarında ise heceler daha uzun ve yüklüdür, hece sayısı düşer ama her hece daha çok anlam taşır. İlginç olan şudur: farklı hızlarda konuşulan diller, birim zamanda aktarılan bilgi bakımından birbirine şaşırtıcı ölçüde yaklaşır. Yani hızlı görünen bir dil, mutlaka daha çok şey anlatıyor değildir.

Aynı dilin içinde de bölgesel farklar vardır. Şehirlerin temposu konuşmaya yansır; büyük ve kalabalık merkezlerde konuşma genellikle daha hızlı, kırsalda daha yayvandır. Yerel ağızların ezgisi, uzattığı ünlüler ve tonlama alışkanlıkları algılanan hızı ciddi biçimde değiştirir. Bu yüzden bir başka şehirden gelen birinin konuşmasını "çok hızlı" ya da "çok ağır" bulmamız çoğu zaman gerçek hız farkından değil, alışık olmadığımız ritimdendir.

Konu ve muhatap hızı değiştirir

Aynı kişi bile duruma göre farklı hızlarda konuşur. İyi bildiğiniz bir konuyu anlatırken cümleler kendiliğinden akar, çünkü ne söyleyeceğinizi planlamanız gerekmez. Yeni öğrendiğiniz ya da hassas bir konuya geldiğinizde ise duraklamalar artar. Bir çocuğa, yaşlı bir yakınınıza ya da dilinizi yeni öğrenen birine anlatırken farkında olmadan yavaşlar, kelimeleri sadeleştirirsiniz. Buna karşılık kendinizi savunurken ya da sözünüzün kesileceğini hissettiğinizde hızlanırsınız.

Duraklamalar boşluk değildir

Konuşmadaki sessizlikler çoğu zaman kusur sayılır, oysa iletişimin önemli bir parçasıdır. Duraklamalar cümleyi bölümlere ayırır, dinleyene işleme fırsatı verir ve vurgulanması gereken kelimeyi öne çıkarır. Deneyimli konuşmacıların etkileyici bulunmasının sebeplerinden biri, hızlı konuşmaları değil, duraklamaları doğru yere yerleştirmeleridir. Sürekli hızlı akan bir konuşma, dinleyicinin dikkatini kısa sürede yorar.

Peki hangisi daha iyi?

Doğru cevap "duruma uygun olan"dır. Hızlı konuşma canlılık ve enerji hissi verir, bir grubun ilgisini toplamakta işe yarar; fazlası ise anlaşılmayı zorlaştırır ve telaş izlenimi bırakır. Yavaş konuşma güven ve sakinlik duygusu yaratır, karmaşık konuların anlaşılmasını kolaylaştırır; fazlası ise dinleyicinin dikkatinin dağılmasına yol açar. Önemli olan sabit bir hız tutturmak değil, konuya ve dinleyiciye göre tempoyu değiştirebilmektir.

Kendi hızınızı düzenlemek isterseniz en pratik yol, konuşmanızı kaydedip dinlemektir. Çoğu kişi kendi temposunu ilk kez dışarıdan duyduğunda şaşırır. Cümle sonlarında nefes almayı hatırlamak, virgülü gerçekten duraklama olarak kullanmak ve karşınızdakinin yüz ifadesini takip etmek yeterlidir. Anlamadığını gösteren bir bakış, yavaşlamanız gerektiğinin en açık işaretidir.